SON DAKİKA
Tarih : 2026.03.10 13:26:25

Tam 55 Yıl Önce Bu Fotoğrafı Çekenlerden Birisi de Bendim

TAM 55 YIL ÖNCE BU FOTOĞRAFI ÇEKENLERDEN BİRİSİ DE BENDİM.

BİR BAKAN BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ İNŞA HALİNDEYKEN ÖRÜMCEK AĞI ÜZERİNDEN YÜRÜYEREK AVRUPA’DAN ASYA’YA GEÇTİ. BİZLER DE ÇEKTİK.

AHMET YÜKSEL’İN 165 METREDE KAHVE KEYFİ.

Bu fotoğraf dün akşam bir anda internet de karşıma çıktı. İnanılmaz bir an yaşadım. Bir anda anılarım gözümün önünden akmaya başladı. Dostlar inanın bu fotoğraf hakkında yazacaklarım için daha detaylı bilgi için google’yi aradım. Tek bir satıra ve fotoğraf rastlamadım. Anlayacağınız burada yazacaklarım ve bu fotoğraf belgedir. Yıl 1971, yer Boğaz Köprüsü. Mesleğe başlayalı henüz 5-6 ay olmuştu.

Dünya Gazetesi İstihbarat Servisinde çalışıyordum. Şefimiz Rahmetli Erdoğan Bazer abimiz sabah görev dağılımı sırasında bana bakarak şunları söyledi: “ Faik bugün Bayındırlık Bakanı Mukadder Öztekin yeni yapılan Boğaziçi Köprüsü üstünden yürüyerek Ortaköy’den Beylerbeyine geçecekmiş. Senin ismini yazdırdım. Kolay gelsin.” Ben cevaben, “ Abi köprüde yol yok ki nasıl geçecekmiş?” diyerek şaşkınlıkla sordum. Erdoğan Abi bu kez, “ Örümcek Ağı denilen tel kafes bir yol varmış. Oradan yürüyecek” diyerek fazla konuşmadan diğer görevleri arkadaşlara görevlerini dağıttı. Masalarımıza döndüğümüz zaman arkadaşlar benimle gır gır geçiyorlardı. Sinan Akatay arkadaşım bir ara, “Faik altından geçen gemileri de çek. Güzel fotoğraf olur” dedi.

ASANSÖR TAM 7 DAKİKADA TEPEYE ÇIKTI.

Ortaköy’deki şantiyeye geldim. 7-8 Gazeteci arkadaş vardı. Şu anda sadece Günaydın Gazetesinden Rahmetli Ahmet Yüksel’i hatırlıyorum. Sevgili Ahmet, Babıali’de tanıyıp samimi olduğum ilk gazetecilerdendi. Ben henüz çömezdim, o ise ustaydı. Yetkililer bizi alıp Bakan gelmeden önce 165 metre yükseklikte ki köprü ayağının tepesine çıkaracaklarını söylediler. Bizleri alıp toplu halde asansöre götürdüler. Asansör dediğiniz benim bekar odam kadar vardı. 15 kişi kadar rahatlıkla sığdık. Başladık çıkmaya. Tepeye varmamız inanın tam 7 dakika sürdü. Neyse yukarı çıktık. Çıktığımız yer kafes dövüşçülerinin yumruklaştığı yer gibiydi. Oradan karşıya yürüyeceğimiz kafes yola baktım, bir an ürperdim. Kafes dediğim yerin alt tarafı da kafes şeklindeydi. Yani yürürken aşağısı da görülüyordu. Zira geçen gemileri alt tarafta rahatlıkla görüyorduk. Rüzgar da şiddetli sayılırdı.

AHMET YÜKSEL’İN KAHVESİ.

Neyse başa gelen çekilecekti. Hadi biz görev icabı oradaydık da Bakanın zoru neydi bu yol üzerinde yürüyüp karşıya geçmek. Sanırım Hezarfen Ahmet Çelebi gibi tarihe geçmek istiyordu. Ben bu tür düşünceler içindeyken sevgili Ahmet Yüksel’ baktım çantadan cezve, kahve fincanı çıkartırken gördüm. Yanına gittim bana aynen şunları söyledi: “ Faik’çiğim ben bu işi dün duydum. Sabah çıkarken kahvaltıdan sonra evde içeceğim kahveyi burada içmeye karar verdim. Kahve yapılı halde küçük bir kavanozda ama, ben yeni yapmış gibi cezveden fincana koyup içeceğim. Yanında bir de sigara tellendireceğim. Sen de benim fotoğrafımı çekersin.” Evet arkadaşlar Ahmet Yüksel’in bu pozlarını severek çektim. O başkaydı. Çalıştığı gazeteye haberin nasıl daha iyi gireceğini iyi biliyordu. Nitekim o fotoğraflar ertesi gün Günaydın Gazetesinde güzelce değerlendirildi.

BAKAN BEY YÜRÜYÜŞTE.

20 dakika sonra Sayın Bayındırlık Bakanı Mukadder Öztekin ve beraberinde ki heyet geldi. Bizler ön tarafa geçtik. Onlar ise Bakan Beye ön tarafta olmak üzere yürüyüşe başladılar. Köprünün baş taraflarında iş eğlenceliydi. Ancak ortalara gelince küçük kıyamet koptu. Rüzgar hızını arttırmıştı. Kafes yol salıncak gibi sallanıyordu. Bizler tek elimizle tellere tutunuyor, öteki elimizle de çekmeye çalışıyorduk. O arada altımızdan devasa bir tanker geçti. Onu da çektik. Bakanın yanındakiler erkekliğe … sürdürmüyorlardı ama çoğu tırsmıştı. Bazılarının rengi limon gibiydi. Neyse güle oyna diyelim Beylerbeyi ayağına ulaştık! Bakan Bey bizlere tek tek teşekkür etti ve “ Arkadaşlar ben buradan aşağıya inip karşı tarafta başka bir açılış var ona gideceğim. Siz isterseniz aynı yoldan dönebilirsiniz” dedi. Tabi bizler de kendisine teşekkür edip aşağıda bir çay içtikten sonra vapurla döneceğimizi söyledik! Böylece bu macerada böylece bitti.

Ben de bundan sonra Boğaziçi Köprüsü Muhabiri oldum. İlk tabyanın yerleşmesinde, tabyaların tamamlanmasında hep oradaydım O günlerin fotoğrafları da var. Köprünün açılışında Hürriyete geçmiştim. Yıl 1973. Bu kez yanımda rahmetli Duygu Asena (Şirin) muhabir olarak vardı. Şef Mehmet Türker bizi Beylerbeyi ayağına gönderdi. Şef bize, “ köprüye araç ve insan izdihamı olacak. Allah Korusun bir çökme olursa sizler de o anları çekeceksiniz “dedi. İnanmaz gözlere şefe bakıp Beylerbeyi ayağının dibine gittik.

Köprüyü Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk açtı. Müthiş bir kalabalık köprüye hücum etti. Her iki taraftan da insan seli akıyordu. İnanın köprünün sallandığını ve bel verdiğini gözlerimle gördüm. Hatta kendime “ Eyvah şefin dediği olacak mı yoksa? Bile dedim. Bir ara Şirin’e baktım dua ediyordu. Ama korktuğumuz gibi olmadı. Zira yetkililerde tehlikeyi fark edip her iki taraftan da girişleri kesip köprüyü hemen boşattılar. Bu belgesel de benden sizlere armağan olsun.

Sevgiyle kalın .

Yazarlar